Referandum: Kürdler ve Türkler
Yaşar Karadoğan
Yeni Osmanlıcılık, Kemalizm ve kefen hırsızlığı...
Serdar Roşan
Evet, mi? Hayır mı? Boykot mu? Dördüncü Seçenek Yo...
N. Ferhat Sağnıç
Def yan Erbane
Xidir Ûso
PKK’nın mayınları- Dört yurtseverin öldürülm...
Ibrahim Güçlü
Medreseyén Neqşebendiyan - 8 -
Şakir Epözdemir
E-Mail hat guhertin! E-Maila nu: inforizgari@yahoo.de                             E-Mail adresimiz degisti! Yeni E-Mail: inforizgari@yahoo.de                             Our E-Mail is changed! New E-Mail : inforizgari@yahoo.de                             Unsere E-Mail wurde geaendert: Neue E-Mail : inforizgari@yahoo.de                            
Video | Arşiv | İstatistik | Anket | Links | Email  
Nivîskarên Mêvan
C.Doğan:
Öymen ve Hitler’in zihinsel kardeşliği
Ferzan Bakur:
Ortadoğu, Siyaset ve Değişim
Fettah Karagöz:
Anayasa değişikliği ve Kürdler
Kadir Satık:
“Açılım”
M. Nureddin Yekta:
Kürdler Türk'ün dostudur ya Türkler?
Merîh Nergîs:
Kabilîn gölgesi
N. Ferhat Sağnıç:
Evet, mi? Hayır mı? Boykot mu? Dördüncü Seçenek Yok mu?
Rucan Keleş:
44 insanın katili kim?
Seyidxan Kurij:
Hevpeyvîn bi Îsmaîl Beşîkçî re
Siddîq Bozarslan:
95 Salîya Salvegera Komkujîya Fileyan (Ermenan) û Kurdan
Zinarê Xamo:
Anketeke pir girîng
Çalakî-panel-şahî..
Dosyaya Taybet
Pirtûk û kovar..
Vê gavê, 243 mêvan û 0 endam liserxetê ne.
  • Têketina Endaman
  • Rizgari » Niviskar » Yaşar Karadoğan


    Alınak: Devleti yönetenlerin çocukları ölmüyor

    Yaşar Karadoğan / Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘Ölmeyi öğrenmek’ başlıklı bir yazısı nedeniyle yargılanan eski parlamenter Mahmut Alınak 10 Haziran’da yapılan duruşmada’ devlet güçleri ile PKK arasındaki çatışmalarda devleti yönetenlerin çocukları ölmediği için ne yazık ki gençler ölüyor’ dedi. Alınak, sözkonusu yazısındaki ‘ hükümetin Kürdistan sorununu çözmek gibi bir niyeti yoktur, amaç PKK’yi tasfiyedir. Sorunun kökenine inilmediği için ne yazık ki gençler ölmeye devame decektir’ görüşünü savundu.

    Alınak savunmasında, ‘İçişleri bakanı demokratik açılım konusunda sonraları yaptığı açıklamada, ‘amacımız terörü tasfiye etmektir’ dedi. İçişleri bakanının açıklaması ile benim açıklamam arasındaki fark, onun terör demesi benim ise PKK dememdir. Ben bu makale ile bir çığlık kopararak gençlerin ölümünün önüne geçmeye çalışmaktayımç Ama ne yazık ki, bazı savcı ve yargıçlar ceza kanunu bile zorlayarak bizleri susturmaya çalışıyorlar. Demokratik açılımın açıklanmasından bugüne kadar kaç gencin yaşamını yitirdiğinin hükümetten açıklanmasını’ talep etti.
    Dava daha sonra 5 Ekim 2010 tarihine ertlenedi.
    Mahmut Alınak’ın dava konusu yazısını aşağıda aktarıyorum:
    Mahmut ALINAK
    ÖLMEYİ ÖĞRENMEK
    Keşke yanılsam, keşke Kürdistan sorunu sihirli bir değneğin dokunuşuyla çözümlense ve gençlerin masum kanları ile beslenen bu kan deryası durdurulabilse. Ama ne yazık ki, bu yakıcı arzu gündemdeki “Kürt Açılımı” ile gerçekleşecek gibi görünmüyor.
    Devlet yöneticilerinin son günlerdeki açıklamalarından da anlaşılıyor ki, devletin ve hükümetin Kürt sorununu çözmek gibi bir niyeti ve derdi yok.
    “Tek vatan, tek millet” klasiğini dillerinden düşürmüyorlar. Bu sözlerle Türkiye’yi kast ediyorlarsa söylenecek bir şey yok. Ama Kürdistan ve Kürdistan halklarını da amaçlıyorlarsa birilerinin onlara tarihi gerçekleri bir defa daha örtbas ettiklerini söylemesi gerekiyor. Buram buram Türk ırkçılığı kokan bu açıklamaların Kürtlerde nasıl bir etki yarattığını bilmek isteyenler, lütfen o cümlelerdeki Türk sözcüklerinin yerine Kürt sözcüğünü koyup tekrar tekrar okusunlar.
    Kürtleri provoke eden bu milliyetçi/ ırkçı açıklamalar kapıyı göstermekten başka hiçbir anlam taşımıyor.
    “Türkiye Türklerindir.”deniyor. O zaman Kürtler de: “Kürdistan kimindir?”sorusunu sorarlar adama. Sen asırlardır bas bas bağırıp Türk ırkçılığı yaptığında bölücü olmuyorsun; ama ırkçılıktan tamamen uzak duygularla- üstelik hapishanelere girmeyi de göze alarak- Kürdistan sözcüğünü ağza alanlar bölücü oluyor!
    İster bir ailede, ister bir ülkede, isterse dünyada gerçek kardeşlik kılı kırk yaran bir hak eşitliğini şart koşar. Bütün hakların ve özgürlüklerin sadece bir tarafta olduğu bir ilişki, kardeşlik değil kapkara bir istibdat ve zulümdür.
    Nasıl bir kardeşlik, nasıl ortak bir vatan ve devlet ki, sen yüzlerce yıldır parlamentoda Türkçe konuşurken, Kürtlere tek kelime Kürtçe konuşmak bile yasak. Türkçe; mahkemelerde, okullarda, kitaplarda, tapuda, nüfusta, hastanede, askerde, poliste…her yerde bin yıldır kuşlar kadar özgürken, Kürtçe bin yıldır hala çarmıhta. Kürt anne ve babaların kendi çocuklarına hala istedikleri ismi veremeyişlerine hangi vicdan isyan etmez?
    Bu nasıl adaletsiz bir kardeşlik ki, Kürtler bırakın hakim, vali, kaymakam, karakol amiri önünde Kürtçe konuşmayı- ki böyle bir şeyi hayal etmeleri bile suçtur- otobüs, sinema ve sokak gibi umumi yerlerde bile ancak etrafı çekingence kollayarak, bilinçaltında saklı bir korkuyla kendi dillerini konuşabilmektedirler! Üstelik bu sorun sadece dil ve kimlik sorunu da değilken.
    Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün imzalarını taşıyan 1925 tarihli Şark Islahat Planı’na göre, devlet dairelerine başvuran Kürtlerin dertlerini tercüman aracılığı ile anlatmaları bile yasaktır. Buna göre devlet dairesinde işini görmek isteyen bir Kürt Türkçe’yi öğrenmek zorundadır.
    Bütün bunlara rağmen dünya alem duysun ki, Kürtler Türklerle komşu olmaktan, yan yana yaşamaktan ve onlarla mutlu sabahlara uyanmaktan sadece memnunluk duyarlar. Ama aynı hoşnutluğu Türk devlet yöneticileri ile devşirme Kürtler için hissetmeleri mümkün değildir. Çünkü Türkiye ve Kürdistan halkları tarih boyunca ne çekmişlerse bu ceberut yöneticilerden ve onların yandaşlarından çekmişlerdir.
    Haftalardır tartışılan sözde Kürt Açılımı ile yapılmak istenen şey artık gün ışığına çıkmıştır: Niyet Kürdistan sorununun demokratik çözümü değildir; amaç savaşla bitirilemeyen PKK’nin siyasi metotlarla çökertilmesi ve bitirilmesidir. Ama bu yeni konseptte de bildik tarihi hata sürdürülerek sorunun yeşerdiği kök, yani Kürdistan gerçeği yine görmezlikten gelinmektedir. Böyle olunca da yara tedavi edilmeyecek, sadece üzeri pansumanla kapatılmış olacak. Bunun ne anlama geldiği ise açıktır: Gençler birer kardelen gibi hayatın daha ilk adımlarında ölümün vahşi pençesinde can vermeye devam edecekler.
    Geçenlerde Hakkari’de operasyona gönderilirken PKK ile çıkan çatışmada hayatını kaybeden askerin ablasının iç yakan feryatlarını televizyonlarda duyanınız vardır. Gözlerinden alev alev yaş akan acılı abla kameralara şöyle haykırıyordu:
    “Kardeşim ölmeden önce telefonda, ‘Bizi on beş saat yürüttüler, tabanlarımız şişti, yiyecek olarak da sadece birkaç bisküvi verdiler.’dedi.”
    Ruhu betonlaşmış bir cani bile o çaresiz ablanın yaralı çığlıklarına ağlamadan edemezdi.
    Ama artık ağlamak istemiyoruz. Zaman ağlamak zamanı değil, ölümün önüne geçme zamanıdır. Yıllarımız siyasetçilerin nutuklarını dinlemekle geçti. Yorulduk onları dinlemekten.
    Biri çıkıp bu ateşi söndürmeli ve gençlerin ölümünün önüne geçmelidir. Bu istek bir temenni değil, toplumsal bir emre dönüşmelidir. Toplum isterse kuracağı demokratik baskı ile bu kan selini bir günde durdurabilir. Toplumu harekete geçirecek olan da Kürt ve Türk demokratik muhalefetidir. Ama bu muhalefet güçleri artık şunu kabul etmelidirler: Etkisini tamamen kaybetmiş olan yıldönümü mitingleri, kürsü konuşmaları ve basın açıklamaları ile bu kanı durdurmanın imkanı yoktur. Boşuna zaman kaybediyoruz.
    Yılların deneyimi gösterdi ki, demokratik muhalefetin öncüleri canlarını ve özgürlüklerini kendi özgür iradeleri ile ortaya koymadıkça, ne Kürdistan sorunu çözümlenir, ne de gençlerin ölümünün önüne geçilir.
    Gençlerin hayatlarının kurtulması için öncelikle bizim, biz yaşlı siyasetçilerin ölmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Onlar için gerektiğinde ölebilmeliyiz. Bu bir fedakarlık değil, tarihi bir borç ve insani bir görevdir.
    Amerikalı siyah lider Martin Luther King, Nisan 1968’de kaldığı otelin balkonunda öldürülmeden bir gün önce yaptığı şu konuşmada ölümü beklediğini söylemişti:
    Herkes gibi ben de uzun yaşamak isterim. Ama artık bu konuda endişelerim yok. Tanrı’nın isteğine boyun eğmeye hazırım. O, benim dağın tepesine çıkmama izin verdi. Oradan vaat edilen ülkeyi gördüm. Oraya sizinle birlikte gelemeyebilirim…”
    King istese kaçak güreşerek ölümden kurtulabilir, hatta parlak nutuklar çekerek alanlardan büyük alkışlar alabilirdi. Ama o bunu yapmadı, inandığı dava için canını ortaya koydu. Bugün Amerikalı siyahlar birçok haklarını bu yürekli önderine borçludurlar.
    Bizde de demokratik siyasetin öncüleri sivil pratiklerle ölüme diklenmedikçe ve ölmeyi öğrenmedikçe daha uzun yıllar bu kan akacak ve gençler -ne yazık ki- ölmeye devam edecek.

    Print 740 car hatiye xwandin
    Nivîsên din yê Yaşar Karadoğan
  • Referandum: Kürdler ve Türkler
  • Diyarbekir’den (resimli) notlar
  • Şerzan Kurt'un ailesinin mektubu ve Sedat Özevin ile arkadaşlarının katli
  • Beşikçi’ye dava, Kürdün ölüsüne işkenceye fetva!
  • KCK İddianamesi
  • Kürdistan Ticaret Konferansı’nın ardından
  • Alınak: Devleti yönetenlerin çocukları ölmüyor
  • Şerzan Kurt...
  • Kürd sorunu Türkiye’nin iç sorunu mudur, Demirtaş ?
  • Burkay’ın anıları ve çifte standart
  • ‘Büyük Abi’ ile ‘Küçük Kardeş’in vazgeçemediği yalan: ‘Birlik’
  • Ahmet Türk’ün kırılan burnu, rotasız Kürd siyaseti
  • Şexmus Diken ile Söyleşi
  • Mahmut Alınak ile Söyleşi
  • Irak seçime giderken
  • Orhan Miroğlu ile Söyleşi
  • Hedefteki Osman Baydemir
  • A.Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişi ve Kürdlerdeki de ja vu hali!
  • Aziz Alış’la söyleşi
  • Yargılanan komutanlar ve genetiği değiştirilmiş Kürdler…
  • Hevpeyvîn bi Sabahattin Korkmaz re
  • DTP sonrası, BDP öncesi
  • Ordu Toplumu ...
  • Dersim’i hatırlarken, Piran’ı da unutmamak lazım
  • Bir Dostun Trajik Ölümü
  • Canlı Kürd Tarihi: Abdülmelik Fırat
  • Zenginin orospusu, fakirin hastası...
  • Güney Kürdistan seçimlerinin düşündürdükleri
  • Halis Toprak’ın iflası: Derin devlet komplosu mu?
  • Bir Filistinli dava adamından Kürd siyasi işportacılara mesajlar...
  • İran'da neler oluyor?
  • İngiliz Genelkurmay Başkanı’nı dinlerken Türk Genelkurmay Başkanlarını düşünmek….
  • Kertê Katliamı
  • Diyar-ı-Bekir'i 'Herne Pêş' eşliğinde izlemek...
  • Barzani’nin Londra mesajları...
  • Ahmet Türk-Selahattin Demirtaş
  • Gazze, Davos, İsrail seçimleri ve İran
  • Kani Yılmaz-Sabri Tori
  • De bajo TRT-Şeş
  • Tarih Tekerrür mü Ediyor?
  • Irak ve Kürdler için kritik bir yıla girerken...
  • Hedefteki Doğan Özgüden
  • 'Kan uykusundan uyanmak!’
  • İsrail anayasasını tartışırken alınacak dersler
  • ABD Seçimlerine İngiliz Bakışı
  • Diyarbakır’dan ‘Protesto’ Notları..
  • Abdel Bari Atwan’ın hatıraları
  • 'Korkak!' McDair'den Bülent Ersoy'a... Cromwell'den Mustafa Kemal'e....
  • Hemreş REŞO’nun Ziya Şerefhanoğlu ve Dr.Nuri Dersimi ile mektuplaşmaları
  • Musa Anter’in Hatırlattıkları…
  • Abant yasağı: Aynı Film..
  • Derik’teki son Ermeni, Kevo da öldü!...
  • Tevkurd’un hal(sizliğ)i!
  • Ümit Fırat
  • Orhan Kotan ile Mehmed Uzun polemiği
  • İsrail Perspektifi..
  • Statükoya ve icazete karşı bir ses: Mahmut Alınak
  • Şirin Ebadi’nin gözüyle ABD ve İran
  • 998 İmza!-2-
  • 998 İmzacı!
  • 6 Haziran 2008 ve Kerkük
  • Kürdlerin birliği mi dediniz ?
  • Kürdlerdeki göbek havası ve Öcalan’ın son incileri
  • ‘3 Trilyon Dolarlık Savaş’!
  • Bir toplantının ardından..
  • Kürd dava adamları niye hedef?
  • Arap Gözüyle Ortadoğu Perspektifi ve Kürdler!...
  • Chatham House'daki 'Kürd Konferansı' 'Son Bölüm'
  • Chatham House’daki ‘Kürd Konferansı'-2-
  • Kürd Yöneticiler Londra’da..
  • Türkiye’ye bağımlı ‘bağımsızlık!’
  • Fırat ve Dicle’nin iki şairi..
  • Nivîskar
        Ahmet YamanKumaşı biçmeden önce ...
        Azad AvcıDewleta Tirk û Roja mafên zarokan a dinê
        Battal AzîzSosyalizm ve İslam ülkeleri…
        H. ÇakırbeyKürdistan’ın kuzeyindeki Kürdler ve bağımlılık (4)
        Ibrahim GüçlüPKK’nın mayınları- Dört yurtseverin öldürülmesi-Tehditler
        Mahmut KılınçTixûbê Tirkiyê û Sûrîyê: Erdê Mîn Kirî....
        Roza KurdRoja bibîranîna rewşa jinê
        Sait AydoğmuşTasfiye Kıskacındaki Kürt Ulusal Hareketinin Zorlu Dönemeci
        Sedat GünçektiMurat Karayılan´ın dili mi varmadı?
        Serdar RoşanYeni Osmanlıcılık, Kemalizm ve kefen hırsızlığı
        Silêman DemirAKP dixwaze çi bike?
        Xidir ÛsoDef yan Erbane
        Yaşar KaradoğanReferandum: Kürdler ve Türkler
        Şakir EpözdemirMedreseyén Neqşebendiyan - 8 -
    Cîhana Weşanan
    Piştgirî
    Têketina bê qedexe


    Editor: M.Sarica

    Print this page | Send to a friend!
    Rizgari News-RSS | News-RSS | Twitter
    Ravakirina Malperê: 0.60 Saniye
    Add Favorites: Facebook | Myspace | Google | Twitter | Digg | Del.icio.us | Reddit | Webnews | Folkd | Mister Wong | Linkarena