Bir Dostun Trajik Ölümü  Nisan 2009-Diyarbakır YAŞAR KARADOĞAN Şĕx Zıhni Özalp, eski günlerden kalma adıyla Lezgin... Onun dün Stockholm’de trajik bir cinayete kurban gittiğine halen inanamıyorum. T-KDP ve KUK geleneğinden gelen bir dava adamıydı. Yalnızdı, üzgündü ve naçardı.. Yaklaşık 7-8 yıldır ait olduğu topraklara dönmüştü. Elini taşın altına sokmak istiyordu. Diyarbakır’da yapılan bir çok toplantı, gösteri ve protestonun gönüllü bir aktivistiydi. Habur’a kadar yürüyüp Türkiye’nin Kürd Federe Devleti’ni işgal etmesini protesto etmek isteyen üç kişiden birisiydi. Sedat Oğar, İbrahim Güçlü ve O, o gün akıllarda kalan bir eylem yaptılar. 2 Mayis 2006 günü yaka paça tutuklandılar(1). Hapse atıldılar. Eylemlerinin sesi New York’ta duyuldu. İnsan Hakları İzleme Örgütü sert bir açıklama ve Tayyip Erdoğan’a yazdıkları mektubla tutuklamayı protesto ettiler. Diyarbakır’da Kürdistani Parti insiyatifi adlı bir girişimin öncüleri arasında yer aldı. Ofis’te bir büro tutmuşlardı. 2007 nisan ayında hemen hemen her gün oraya uğradım, sohbet ettik, eliyle demlediği çaylarını içtim. Geçen yıl evine davet etmişti. Gülfer Güçlü, Selma, Hasan Çakır, Said Aydoğmuş, İbrahim Güçlü ve Hesen Hişyar’ın yeğeniyle konuğu olduk. Sonra Said Aydoğmuş ve İbrahim Güçlü’nün cevabi davetlerinde birlikte olduk. Şĕx Zihni gözü gönlü tok, izzet-i nefis sahibi, elliyi geçen yaşı itibariyle memleketi ve insanları için yapabileceği her türlü fedekarlığı yapmaya hazır bir Kürd yurtseveriydi. Ben ona, Melle Arif’e ve İbrahim Güçlü’ye Diyarbakır’ın ‘ihtiyar heyeti’ diye takılırdım. Haklarında açılan bir davada zaten polis de böyle bir kanıya varmıştı. O iddianameyi beraber okuyup kahkahalarla gülmüştük. Önce onları, sonra da benimle birlikte bir bahar günü Ofis’teki bürolarının duvarında asılı Barzani’nin resmi altında resmeyledim. Geçtiğimiz Nisan ayında onun sağlık sorunlarının arttığını öğrendim. Bir gün Dağkapı’da karşılaştık ve kolkola girdik. Kısaca sohbet ettik. Bir yeğeni Abdullah Öcalann’ın ‘yaş günü’ kutlamalarında ! tuuklanmıştı. Onunla ilgili vekalet vermeye gittiğini anlatmıştı. Bugün onun öldürüldüğünü, çok trajik ve kahredici bir cinayete kurban gittiğini öğrendiğimde Stockholm’den bir kaç arkadaşı aradım. Ölüm haberi henüz yayılmamıştı. Yaprakların toprağa düştüğü bir hazan deminde Kürd hareketi güleryüzlü ve mütevazi bir emekdarını ve bir hamalını daha kaybetti. Hepimizin başı sağolsun. 1 Zihni Özalp ve iki arkadaşının 2 mayıs 2006 günü yaptıkları açıklama TÜRK DEVLETİ KÜRTLERLE İGİLİ BÜTÜN IŞIKLARI SÖNDÜRMEK İSTİYOR: İZİN VERMEYELİM…
1990’nın sonlarında iki sistemli dünyanın yaşamını sürdürmeyeceği açığa çıktı. Bu nedenle, dünyada önemli ve hayati gelişmeler başladı, sosyalist sistem dönüştü, demokratik kapitalist sistem de kendisini yeniden yapılandırma olanaklarını elde etti.
Mevcut statükolar sarsıldı Bu süreç sonunda, S. Birliği’nde, Yugoslavya’da ve Çekoslovakya’da yeni devletler kuruldu. Doğu ve Batı Alman Devletleri birleşti. Bu tarihsel gelişmeyle birlikte, ulusların iradesi bir kez daha güçlü bir misyon olarak belirleyici oldu. Yarı-otonom ve yarı-federe sistemler devlet haline geldiler, egemen ve sömürge uluslarından bağımsızlaştılar, devlet halinde yapılandılar. Sömürge ulusların yaşadığı devletlerde de uluslar, çok belirgin örnek olarak Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de Kürt Milleti güçlü bir bağımsızlık iradesi gösterdi. Bu süreç, sistemsel, bölgesel ve devletsel statüleri değiştirdi. Statükoyu değiştirme süreci, Ortadoğu’da daha büyük etki yaptı. Çünkü, Lozan Antlaşması sonucu ortaya çıkan Kürt Millet’inin sömürge statüsü ve gerici demokrat olmayan rejimler devam ediyordu. Bundan dolayıdır ki, Irak’taki statü, ABD ve müttefiklerinin müdahalesi ve Kürdistan Güçlerinin mücadelesi sonucu değişti.
Türk Devleti hukuken kaybetti ve şimdi zora dayalı bir yeni konum kazanmak istiyor Irak’taki statü değişikliği sonucu, Baas Rejimi yıkıldı ve Saddam Diktatörü teslim alındı. Anayasa referandumu öncesi ve sonrası Irak, federal, demokrat ve parlamenter bir devlet, Kürdistan federe bir devlet oldu: Kürdistan liderleri Sayın Celal Talabani Irak Devlet Başkanı, Sayın Mesut Berzani Kürdistan federe devlet başkanı oldu. Türk devletinin kırmızı çizgileri etkisiz hale geldi ve ortadan kalktı. Türk Devleti, birinci merhalede hem hukuken ve hem de fizik olarak kaybetti. Bu kaybını ortadan kaldırmak ve Ortadoğu’da insani olmayan siyasetinin devamını sağlamak ve sürdürmek için, yeni olanakların arayışı içine girdi.

Türk Devleti BOP karşısında gerici bir Türk, Arap ve Fars statükosu yaratmak istiyor Türk Devleti Irak’taki yenilgisini, Türkiye’de ve Ortadoğu’da da bir yenilgisi olarak kabul ediyor ve böyle yorumluyor. Bundan dolayı, İran ve Suriye ile ilgili müdahale söz konusu olduğu zaman, bunu kendi ulusal çıkarlarına aykırı görüyor. Öyle düşünüyor ki, İran ve Suriye’deki statükonun değişmesi, iktidarın yeniden yapılandırılması halinde Kürtler, o devletler bünyesinde de ya federe/özerk/otonom bölge yada bağımsız devlet haline geleceklerdir. Böylece Kürtler, o ülkelerde de Irak’ta olduğu gibi iktidar olacaklar, iktidarı paylaşacaklar ve kendi topraklarını kendi elleriyle yöneteceklerdir. Bundan dolayı Türk Devleti, bölgede adalete, eşitliğe ve doğal/tabii statükoyu oluşturmak isteyen demokrat güçler karşısında, gerici bir statükocu cephe oluşturmak istiyor: Bu çabasıyla, Saddam Hüseyin’in geçmişte ABD ve müttefiklerine karşı üstlendiği bir rolü, üstlenmek istiyor. Bu plan ve projeden dolayı, Güney Kürdistan’a hep müdahale etmek istedi. Hiçbir zaman da bu niyetinden de vazgeçmedi. Sadece Avrupa Birliği sürecine bağlı olarak gündeme gelen sınırlı demokratikleşme, sivil iktidar yapısından ve İran’la ilgili müdahale gündeme gelmediğinden dolayı, buna imkan bulamadı.
Askeri-bürokratik diktatörlük Devlet, bu plan ve projelerini hayata geçirmek için, Şemdinli’de Tampon Bölge oluşturmayı hedefleyen gelişmeyle başlattığı çabası, Diyarbakır, Batman, Siirt, Nusaybin’le devam eden provakasyonlarla bir aşamaya geldi: Askerler ve bürokratlar iktidara el koydu. Bu yeni iktidar yapılanmasından dolayı, bu plan ve projelerin hayata geçirilmesi için yeni olanak elde edildi. Bütün demokratik açılımları askıya alan yasal olmayan bir sürece girildi. Kürt Milletinin haklarını esas olarak hedef alan TMY’nın çıkarılması çalışmaları başlatıldı. 250. 000 asker, ağır silahlarıyla birlikte Kürdistan’in hayati bir noktasında, Şırnak’ta konumlandırıldı.
Diktatörlüğün amacı yalnızca PKK değildir: Tüm Kürt Halkıdır Askeri-bürokratik diktatörlük bütün Kürdistan yapılanmasını yıkmak amacındadır. Güney Kürdistan’la diğer Kürdistan parçaları arasında ilişkiyi, birliği, dayanışmayı ortadan kaldırmak için Tampon Bölge oluşturmak istemektedir. Kuzey Kürdistan’da yeni bir göç dalgası yaratmayı hedeflemektedir. Doğu ve Güney-Batı Kürdistan’da BOP sonucu gerçekleşecek bir müdahalede, Kürt Milletinin kendi kendisini yönetmesinin ve bağımsızlaşmasının önüne geçmek istemektedir. PKK ile ilgili bahsi geçen “sıcak takip” stratejisi, geçmişte Saddam dönemindeki takiplerden farklı bir anlam taşımaktadır. Çünkü, öncelikle o zaman iki devlet arasında bir anlaşma söz konusuydu. Ama günümüzde, Türk Devleti bir bütün olarak Güney Kürdistan’a karşıdır. Irak’taki federal ve Kürdistan’daki federe rejimi kendisinin bir iç sorunu olarak değerlendirmektedir. Bu bağlamda, PKK’yi “sıcak takip” bir bahanedir, asıl hedef Güney Kürdistan’daki kazanımları yok etmektir. Bu eylem de, uluslararası hukuk bağlamında Türk Devleti’nin Güney Kürdistanı işgal anlamına gelmektedir. Bu kirli ve büyük plana/projeye karşı bütün Kürtler, Kürt örgütleri dayanışma ve ittifak içine girdikleri zaman, bu planı deşifre etmeleri ve engellemeleri olanaklı olacaktır. Bu ittifak ve dayanışmayla, Türkiye’nin de üyesi olduğu uluslar arası platformların ve özellikle de AB’nin kurum ve mekanizmalarının bu tehlikeli gelişmeye müdahale etmeleri sağlanabilir. Bizler isimleri aşağıda yazılı olanlar, bu gelişmeleri protesto etmek, bu plan/projeye karşı çıkmak, uluslar arası platformların ve AB kurumlarının müdahalesini sağlamak için, Diyarbakır’dan Sılopiye ve Habur’a kadar yürümeye karar verdik. Bizler, tüm halkımızdan, sivil ve siyasi demokrat örgütlerden, Kürt aydınlarından yardım ve destek bekliyoruz.
Diyarbakır, 2 Mayıs 2006
ZEYNEL ABİDİN ÖZALP İBRAHİM GÜÇLÜ A. SEDAT OGUR Print 2167 car hatiye xwandin Nivîsên din yê Yaşar Karadoğan Referandum: Kürdler ve TürklerDiyarbekir’den (resimli) notlarŞerzan Kurt'un ailesinin mektubu ve Sedat Özevin ile arkadaşlarının katliBeşikçi’ye dava, Kürdün ölüsüne işkenceye fetva!KCK İddianamesiKürdistan Ticaret Konferansı’nın ardındanAlınak: Devleti yönetenlerin çocukları ölmüyorŞerzan Kurt...Kürd sorunu Türkiye’nin iç sorunu mudur, Demirtaş ?Burkay’ın anıları ve çifte standart‘Büyük Abi’ ile ‘Küçük Kardeş’in vazgeçemediği yalan: ‘Birlik’Ahmet Türk’ün kırılan burnu, rotasız Kürd siyasetiŞexmus Diken ile SöyleşiMahmut Alınak ile SöyleşiIrak seçime giderkenOrhan Miroğlu ile SöyleşiHedefteki Osman BaydemirA.Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişi ve Kürdlerdeki de ja vu hali!Aziz Alış’la söyleşiYargılanan komutanlar ve genetiği değiştirilmiş Kürdler…Hevpeyvîn bi Sabahattin Korkmaz reDTP sonrası, BDP öncesiOrdu Toplumu ...Dersim’i hatırlarken, Piran’ı da unutmamak lazımBir Dostun Trajik ÖlümüCanlı Kürd Tarihi: Abdülmelik FıratZenginin orospusu, fakirin hastası...Güney Kürdistan seçimlerinin düşündürdükleriHalis Toprak’ın iflası: Derin devlet komplosu mu?Bir Filistinli dava adamından Kürd siyasi işportacılara mesajlar...İran'da neler oluyor?İngiliz Genelkurmay Başkanı’nı dinlerken Türk Genelkurmay Başkanlarını düşünmek….Kertê KatliamıDiyar-ı-Bekir'i 'Herne Pêş' eşliğinde izlemek...Barzani’nin Londra mesajları...Ahmet Türk-Selahattin DemirtaşGazze, Davos, İsrail seçimleri ve İranKani Yılmaz-Sabri ToriDe bajo TRT-ŞeşTarih Tekerrür mü Ediyor?Irak ve Kürdler için kritik bir yıla girerken...Hedefteki Doğan Özgüden 'Kan uykusundan uyanmak!’İsrail anayasasını tartışırken alınacak derslerABD Seçimlerine İngiliz BakışıDiyarbakır’dan ‘Protesto’ Notları..Abdel Bari Atwan’ın hatıraları'Korkak!' McDair'den Bülent Ersoy'a... Cromwell'den Mustafa Kemal'e....Hemreş REŞO’nun Ziya Şerefhanoğlu ve Dr.Nuri Dersimi ile mektuplaşmalarıMusa Anter’in Hatırlattıkları…Abant yasağı: Aynı Film..Derik’teki son Ermeni, Kevo da öldü!...Tevkurd’un hal(sizliğ)i!Ümit Fırat Orhan Kotan ile Mehmed Uzun polemiğiİsrail Perspektifi..Statükoya ve icazete karşı bir ses: Mahmut AlınakŞirin Ebadi’nin gözüyle ABD ve İran998 İmza!-2-998 İmzacı!6 Haziran 2008 ve KerkükKürdlerin birliği mi dediniz ?Kürdlerdeki göbek havası ve Öcalan’ın son incileri‘3 Trilyon Dolarlık Savaş’!Bir toplantının ardından..Kürd dava adamları niye hedef?Arap Gözüyle Ortadoğu Perspektifi ve Kürdler!...Chatham House'daki 'Kürd Konferansı' 'Son Bölüm'Chatham House’daki ‘Kürd Konferansı'-2-Kürd Yöneticiler Londra’da..Türkiye’ye bağımlı ‘bağımsızlık!’Fırat ve Dicle’nin iki şairi.. |