1967 Doğu Mitingleri ve Nevzat Sağnıç
Yaşar Karadoğan
Silopi Belediye Başkanı’nı PKK Kaçırdı…...
Ibrahim Güçlü
Cezaevinde Geçen Bir Ömür (Nadir Kalkan)
N. Ferhat Sağnıç
Ehmedê Xanî û Hegel
Serdar Roşan
Kürd halkının PKK´ye bir diyet borcu yoktur...
Sedat Günçekti
Canbazîya Tirkan û Trajedîya Kurdan 4.. Ocalan:`Em...
Siddîq Bozarslan
E-Mail hat guhertin! E-Maila nu: inforizgari@yahoo.de                             E-Mail adresimiz degisti! Yeni E-Mail: inforizgari@yahoo.de                             Our E-Mail is changed! New E-Mail : inforizgari@yahoo.de                             Unsere E-Mail wurde geaendert: Neue E-Mail : inforizgari@yahoo.de                            
Video | Arşiv | İstatistik | Anket | Links | Email  
Pirtûk
Kovar
Nivîskarên Mêvan
Azad Makûyî:
Rêzimana Kurdîya Kurmancî (I) Celadet Bedirxan û Rojê Lêsko
C.Doğan:
Maraş Katliamı 33 yılık bir yara
Kadir Satık:
Kürtlerin Talepsiz Savaşı ve Empati
M. Nureddin Yekta:
„Kürt’ün dinsiz PKK ile işi olmaz“mış!
N. Ferhat Sağnıç:
Cezaevinde Geçen Bir Ömür (Nadir Kalkan)
Seyidxan Kurij:
Hevpeyvîn bi Altan Tan re
Siddîq Bozarslan:
Canbazîya Tirkan û Trajedîya Kurdan 4.. Ocalan:`Em ji Ankarê derketin rê û dîsa dizivirin wir!`
Xurşîd Mîrzengî:
Lê Ez Ji We Re Nabêjim…
Pirtûk û kovar..
Vê gavê, 244 mêvan û 0 endam liserxetê ne.
  • Têketina Endaman
  • WEŞANÊN KOMAL
    Wesanxana Komal













    HALÎN 

    Nivîskar: Rosan LEZGÎN
    Otobusa beledîya Berê Koyî ra kewtibî rayîr û ding ra ding hîna vêşêr bîyînî pirrî. Guzergahê aye Ofîse, Koşuyolu û semtê Hepisxaneyî ra fetilîyaynî, şîyînî Seyrantepe û wetê ey. 

    Wexto ke resa bi Ofîse heme koltuxî debîy û êdî korîdor zî raywanan ra bîyînî pirrî. Mîyanê raywanê ke payanî ra vindertibî de yew kênaya davîstserra, ya sey yew mankene bi porê xo yê dergê kejî bal antinî xo ser. Kêneke zaf rindeke bî. Beşna xo ya bêqusûre mîyanê tîşortêko sipî û pantolê bilûcînê keweyî de ca ra pakêt kerdibî. Destikê yew koltuxe de girewtibî û tam orteyê otubuse de sey yew sitûna mermerêne bî.












    SÎNOR

    XURŞÎD MÎRZENGÎ

    “Roj hatibû heta ji bihurîbû. Di nava ezman de wek biyokeke sebole bi dara ezmanîn ve aliqandî. Tirêjên zêrîn mîna xinceran didan çaraliyê beriyê. Bi tîna xwe,marên şeşmeh razayî ji xewa kûr şiyar dikir,giyan didan beriyê Kulîlk û nêrgiz radibûn ser piyan. Çayirê hûrik û qicik, nêrgiza yekta, nefela gulnedayî û gûrizê cejna biharê pîroz dikir.Wawikê devê çeman û kewên gozel li beriyê di tedvîr û tedarikên hêkkirinê de.

    Ji dengê banga meleyan, perdeyên guhan diçiriyan. Meleyên Qamişlû û Nisêbînê azana nîvro didan. Ji kovikên minareyan tewir tewir sewt, celep celep deng derdiketin. Yekî hîn nû dest pê kiribû: ‘Ellahû Ekber’ yekî din: ‘Heyalel felaaa’ ên din teştekî din digot. Ew deng ji kovikên minareyan derdiketin û tevlêhev dibûn, guh kerr dikirin”







    Bİ XATİRÊ ÇEKAN
    Ernest Hemingway
    Werger: Azad Avci


    Bİ XATİRÊ ÇEKAN
    Ernest Hemingway
    Werger: Azad Avci

    Ev pirtûka "Bi Xatirê Çekan– (A Farewell to Arms)" di sala 1929 de tê çapkirin. Ernest Hemingway bûyerên di nav şertên şerê yekemîn a dinê de ku li ser wî derbazbûne û rû bi rû jiyaye, di vê pirtûkê de pisporîtiya xwe di warê wêjeyê de bi hewlekî gelek hêja nivîsiye. Çîroka xweş ê vê serboriyê, bê guman peydabûna evîndariyek bê hempa ye, ku li pişt eniya şer di navbera hemşîrek û serbazek de qewimiye. 

    Ev roman di warê wêje yê de ji ber vebêj û vegotina pisporî di qata herî bilind a wêjeyê de wek hêjayê xelatê hatiye dîtin: Ev serborî ya ji eniya şer hevpeydakirina dilînên evîndariyek bê hempa ye, ji destpêkê heya dawiyê leyîskek nazenîn e.












    Die Grafik "http://www.rizgari.com/images/Hamidiye_Alaylari_Komal.jpg" kann nicht angezeigt werden, weil sie Fehler enthält.
    BÜYÜK OSMANLI ENTRİKASI HAMİDİYE ALAYLARI
    Yazar: Kemal Süphandağ
     
    Kürdistan’ın siyasal ve toplumsal tarihini, özellikle de Kürdistan sorununun siyasal şekillenme dönemindeki olay ve olguları, bunların Kürdistan’ın siyasal ve toplumsal yapısı üzerinde ne tür etkilerde bulunduğunu anlamamızı, değerlendirmemizi kolaylaştıracak kayıtların, kaynakların oldukça sınırlı oluşu bir vakadır. Var olan kaynaklar ya da günümüze kadar ulaşabilen kayıtlar arasında, Kürdistan’ı şu ya da bu şekilde egemenlikleri altında tutmuş veya Kürdistan’a ilişkin siyasal gelişmelere ilgi duymuş devletlerin resmi arşiv belgeleri de önemli sayılabilecek bir yer tutar. Bu bağlamda Osmanlı ve Türk devletlerinin, İran, Irak ve Suriye’nin, İngiltere ve Fransa’nın resmi arşivlerinde Kürdistan’a ilişkin birçok belge ve kayda ulaşmak mümkündür.
     
    Ancak, genellikle gizli yazışmalar, istihbarat raporları v.b. belgelerin ağırlıkta olduğu bu arşivler uzun yıllar “gizlilik” kaydı altında, kapalı tutulurlar. Bu kapalı arşivlere ulaşabilmek, ancak aradan uzun yıllar geçtikten ve üzerlerindeki “gizlilik” kaydı kaldırıldıktan sonra, yine söz konusu devletlerin izin verdiği kadarıyla mümkün olabilmektedir.
     
    Bu şekildeki birçok devlet arşivi, örneğin “50 yıl” gibi belirli sürelerin ardından araştırmacılara açıldıkları halde, Osmanlı/Türk devlet arşivlerinin önemli bir kısmı hala kilit altında tutulmaktadır. Bunun temel bir nedeni, arşivlerdeki birçok belge ve kaydın başta Kürdistan sorunu, Ermeni soykırımı v.b. olmak üzere birçok konuda resmi tarih tezi ile uyuşmuyor olma tehlikesidir. Zaten, yıllardan beri Osmanlı arşivlerinin açılmasına ilişkin taleplerin “tasnif ve düzenleme” yapıldığı gerekçesiyle oyalanması, kapalı kapılar ardından nasıl bir “tasnif ve düzenleme”nin yapıldığının hala bilinmiyor oluşu, arşivlerde tahribat ve eleme yapılması şüphesini de arttırmaktadır.
     
    Kuşkusuz, bir dönemin gizli arşiv belgelerinin gün ışığına çıkması, tarihin belli bir döneminin bütünüyle ve objektif bir şekilde aydınlanması anlamına gelmemektedir. Sonuçta bu belgeler, söz konusu devletlerin belli olaylar bağlamında o dönemde izledikleri siyasetlerini, hedeflerini, kullandıkları araçları v.b., yine onların bakış açısından görebilmemizi sağlayacak verilerdir. Esas olarak bu verilerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, geçmişteki belli olayların toplumsal yapı ve ilişkiler üzerindeki etkilerinin incelenmesi, tarihsel arka planının öğrenilmesi suretiyle tarih bilincimizin geliştirilmesi önemlidir.     
     
    Elinizdeki bu çalışma, Hamidiye Alayları’na ilişkin Ormanlı arşiv belgelerini gün ışığına çıkartarak, Kürdistan tarihinin belli bir dönemini daha yakından öğrenmemize önemli bir katkı sağlamaktadır. Belgelerin Latin harfleriyle olduğu gibi verilmesi, hem okuyucunun orijinal belgelere ulaşabilmesi ve okuyabilmesini, hem de konu hakkında doğrudan kendisinin görüş oluşturabilmesini mümkün kılmaktadır. Bu çalışmanın, Kürdistan tarihi üzerine çalışan başka araştırmacıları da, her türlü engellere rağmen Osmanlı arşivlerinde (ve daha başka arşivlerde) yıllarca kilit altında kalmış belgelere ulaşmaya, bunları okuyucu ile buluşturmaya teşvik edeceğini umuyoruz.
     
    Yeni kitaplarda buluşmak üzere...
     
    Komal Yayınevi


    DERSİM ALEVİ KÜRT MİTOLOJİSİ
    Yazar: Gürdal AKSOY
    Dağların kişilik bulduğu bir coğrafyadır Dersim. Hele ki bu, dinsel bağlamda değerlendirildiğinde... Çünkü, Dersim'deki inançlar bir anlamda dağlarla vücut bulmuştur. Gerek 'heterodoks' inanç kütlelerine bir sığınak olması bakımından, gerekse en bilinen örneklerini Duzgı, Tujik ve Munzur dağlannda gördüğümüz kadarıyla dağlar Dersim Aleviliğinin dinsel kaleleri olagelmiştir.
    Kitap Duzgı'dan Munzur'a, Kureş'ten Bamasur'a dek bu gizemli dinin mitolojik karakterlerinin tarihsel arka planına ilişkin önemli bulgular sunmakta, yeni savlar içermektedir. Duzgı ve Munzur Zerdüşti tanrılarından Mithra ile Ahura Mazda'nın birer veli olarak kişileştirilmiş uzantıları mıdırlar? Kureş ve Bamasur gerçek kişiler miydi? Kerametlerinin tarihsel köklerini hangi coğrafya(lar)da aramak gerekir? Xızır Raa Haq inançlarında nasıl bir role sahiptir ve hangi mitolojik figürün bir dönüşümüdür? Ağuçan adı sanıldığı gibi Türkçe ağu içen'den mi gelmektedir?
    Dersim Alevi Kürt Mitolojisi bu gibi sorulara yalnızca yanıtlar bulmayı değil, aynı zamanda yeni sorularla konunun kapsamım genişletmeyi amaçlayarak, esrarını hâlâ büyük ölçüde koruyan bu coğrafyanın dağlarla vücut bulmuş dini hakkında yeni araştırmalara bir zemin oluşturacak gibi görünmektedir.
    bu gibi sorulara yalnızca yanıtlar bulmayı değil, aynı zamanda yeni sorularla konunun kapsamım genişletmeyi amaçlayarak, esrarını hâlâ büyük ölçüde koruyan bu coğrafyanın dağlarla vücut bulmuş dini hakkında yeni araştırmalara bir zemin oluşturacak gibi görünmektedir.
    bu gibi sorulara yalnızca yanıtlar bulmayı değil, aynı zamanda yeni sorularla konunun kapsamım genişletmeyi amaçlayarak, esrarını hâlâ büyük ölçüde koruyan bu coğrafyanın dağlarla vücut bulmuş dini hakkında yeni araştırmalara bir zemin oluşturacak gibi görünmektedir.

    Yayınevi'nın notu;
    Yazar tarafından önsöz içinde yer alması gereken Raa Haq ile ilgili açıklama, yoğun çalışma temposu içerisinde önsöze bırakılması unutulmuştur. Bundan dolayı yazardan özür dilerken, yazarın açıklamasının kitap reklamı altına bırakılmasını, gelebilecek haklı eleştirilere cevap olması açısından zorunlu görmekteyiz


    Yazarın önsöze girmesini istediği kısa açıklama şöyledir:
    …Yörede Raa Haq –ki bu adlandirmanin Rayê Heq, Raya Haq gibi farklı
    türevlerine rastlanmaktadır-Burada Raa Haq, Raya Haq, Raya Heq içinden ‘Raa Haq' terimini tercih etmemin nedeni, şimdiden yaygınlık kazanmış emic bir adlandırma olması ve bu adlandırmanın herhangi bir standartının mevcut olmayışıdır; yani, bu ifade yörenin farklı yerlerinde farklı ifade edilebilmektedir…



    KOÇGİRİ HALK HAREKETİ
    KOMAL YAYINLARI/ Kollektif Inceleme
    Osmanlılar başeğdiremedikleri Kürt beylerine "yerel özerklik" vererek,birbirlerini boğazlaya boğazlaya, imparatorluk bünyesinde uydulaştırmaya çabalamışlardı. Ve bu uygulamaları kısmen başarı ile sonuçlanmıştı.
    Cumhuriyet hükümetleri de "Milli Yönetime" yönelen Millici ve Demokrat unsurları ezip sindirdikten sonra, emperyalist dünya sistemi içinde işbirlikçi Türk Burjuvazisinin kontrolü altında ve o'nun uydusu olarak varlıklarını sürdürmelerine ve gelişmelerine imkan sağlandı.
    1880'ler de Osmanlılara ecel terleri döktüren Ubeydullah Nehri'nin oğlu Seyit Abdulkadir, Osmanlılara Şûrayı Devlet Reisi olacaktır.
    Bunun gibi meşhur "Hozat Muhtirası"nı Dersim Mutassarıfına verince "bu muhtıraya 24 saat içinde cevap getiremezsen gözlerini oyarım"diyen Meço Ağa Koçgiri tenkilini "Muvafık gören İlk Meclisin üyeleri arasında "Kürdistan Mebusu"olarak yer alacaktır.Bugün bu uygulamaların uzantılarına "Doğulu M illetvekilleri' 'deniliyor.
    O günlerden bu yana Millet Meclislerini "Şereflendirenler", bir toplum adına halkın katliamı için, sömürü ve baskı altında tutulması için alınan bütün kararlara katılmışlar. Merkezi otoritenin asimilasyon ve jenosit politikası için birer tampon görevi  görmüşlerdir, gördürülmüşlerdir. Koçgiri, bu "Meclis Şereflendirmelerini" hıyanet ve jurnal örneklerini belgelemektedir. Uydu bir varlıklar takımının nasıl ortaya çıkarıldıklarını açıkça anlatmaktadır..

    WEŞANXANA KOMAL:


    KOMAL / ÇAPKIRIN-WEŞANDIN-BELAVKIRIN

    Tekîlî û navnîşan:
    Komal Bas.Yay.Dağ.Ltd.Şti.
    Katip Mustafa Çelebi Mah .Hasnun Galip Sk.
    Uğur apt. No:25 K.2 D.4 Beyoğlu / İST.

    Tlf:  0090 -  0212 243 83 97
    Fax: 0090 - 0212 244 24 83








    Bİ XATİRÊ ÇEKAN
    Ernest Hemingway
    Werger: Azad Avci


    Bİ XATİRÊ ÇEKAN
    Ernest Hemingway
    Werger: Azad Avci

    Ev pirtûka "Bi Xatirê Çekan– (A Farewell to Arms)" di sala 1929 de tê çapkirin. Ernest Hemingway bûyerên di nav şertên şerê yekemîn a dinê de ku li ser wî derbazbûne û rû bi rû jiyaye, di vê pirtûkê de pisporîtiya xwe di warê wêjeyê de bi hewlekî gelek hêja nivîsiye. Çîroka xweş ê vê serboriyê, bê guman peydabûna evîndariyek bê hempa ye, ku li pişt eniya şer di navbera hemşîrek û serbazek de qewimiye. 

    Ev roman di warê wêje yê de ji ber vebêj û vegotina pisporî di qata herî bilind a wêjeyê de wek hêjayê xelatê hatiye dîtin: Ev serborî ya ji eniya şer hevpeydakirina dilînên evîndariyek bê hempa ye, ji destpêkê heya dawiyê leyîskek nazenîn e.












    Die Grafik "http://www.rizgari.com/images/Hamidiye_Alaylari_Komal.jpg" kann nicht angezeigt werden, weil sie Fehler enthält.
    BÜYÜK OSMANLI ENTRİKASI HAMİDİYE ALAYLARI
    Yazar: Kemal Süphandağ
     
    Kürdistan’ın siyasal ve toplumsal tarihini, özellikle de Kürdistan sorununun siyasal şekillenme dönemindeki olay ve olguları, bunların Kürdistan’ın siyasal ve toplumsal yapısı üzerinde ne tür etkilerde bulunduğunu anlamamızı, değerlendirmemizi kolaylaştıracak kayıtların, kaynakların oldukça sınırlı oluşu bir vakadır. Var olan kaynaklar ya da günümüze kadar ulaşabilen kayıtlar arasında, Kürdistan’ı şu ya da bu şekilde egemenlikleri altında tutmuş veya Kürdistan’a ilişkin siyasal gelişmelere ilgi duymuş devletlerin resmi arşiv belgeleri de önemli sayılabilecek bir yer tutar. Bu bağlamda Osmanlı ve Türk devletlerinin, İran, Irak ve Suriye’nin, İngiltere ve Fransa’nın resmi arşivlerinde Kürdistan’a ilişkin birçok belge ve kayda ulaşmak mümkündür.
     
    Ancak, genellikle gizli yazışmalar, istihbarat raporları v.b. belgelerin ağırlıkta olduğu bu arşivler uzun yıllar “gizlilik” kaydı altında, kapalı tutulurlar. Bu kapalı arşivlere ulaşabilmek, ancak aradan uzun yıllar geçtikten ve üzerlerindeki “gizlilik” kaydı kaldırıldıktan sonra, yine söz konusu devletlerin izin verdiği kadarıyla mümkün olabilmektedir.
     
    Bu şekildeki birçok devlet arşivi, örneğin “50 yıl” gibi belirli sürelerin ardından araştırmacılara açıldıkları halde, Osmanlı/Türk devlet arşivlerinin önemli bir kısmı hala kilit altında tutulmaktadır. Bunun temel bir nedeni, arşivlerdeki birçok belge ve kaydın başta Kürdistan sorunu, Ermeni soykırımı v.b. olmak üzere birçok konuda resmi tarih tezi ile uyuşmuyor olma tehlikesidir. Zaten, yıllardan beri Osmanlı arşivlerinin açılmasına ilişkin taleplerin “tasnif ve düzenleme” yapıldığı gerekçesiyle oyalanması, kapalı kapılar ardından nasıl bir “tasnif ve düzenleme”nin yapıldığının hala bilinmiyor oluşu, arşivlerde tahribat ve eleme yapılması şüphesini de arttırmaktadır.
     
    Kuşkusuz, bir dönemin gizli arşiv belgelerinin gün ışığına çıkması, tarihin belli bir döneminin bütünüyle ve objektif bir şekilde aydınlanması anlamına gelmemektedir. Sonuçta bu belgeler, söz konusu devletlerin belli olaylar bağlamında o dönemde izledikleri siyasetlerini, hedeflerini, kullandıkları araçları v.b., yine onların bakış açısından görebilmemizi sağlayacak verilerdir. Esas olarak bu verilerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, geçmişteki belli olayların toplumsal yapı ve ilişkiler üzerindeki etkilerinin incelenmesi, tarihsel arka planının öğrenilmesi suretiyle tarih bilincimizin geliştirilmesi önemlidir.     
     
    Elinizdeki bu çalışma, Hamidiye Alayları’na ilişkin Ormanlı arşiv belgelerini gün ışığına çıkartarak, Kürdistan tarihinin belli bir dönemini daha yakından öğrenmemize önemli bir katkı sağlamaktadır. Belgelerin Latin harfleriyle olduğu gibi verilmesi, hem okuyucunun orijinal belgelere ulaşabilmesi ve okuyabilmesini, hem de konu hakkında doğrudan kendisinin görüş oluşturabilmesini mümkün kılmaktadır. Bu çalışmanın, Kürdistan tarihi üzerine çalışan başka araştırmacıları da, her türlü engellere rağmen Osmanlı arşivlerinde (ve daha başka arşivlerde) yıllarca kilit altında kalmış belgelere ulaşmaya, bunları okuyucu ile buluşturmaya teşvik edeceğini umuyoruz.
     
    Yeni kitaplarda buluşmak üzere...
     
    Komal Yayınevi


    DERSİM ALEVİ KÜRT MİTOLOJİSİ
    Yazar: Gürdal AKSOY
    Dağların kişilik bulduğu bir coğrafyadır Dersim. Hele ki bu, dinsel bağlamda değerlendirildiğinde... Çünkü, Dersim'deki inançlar bir anlamda dağlarla vücut bulmuştur. Gerek 'heterodoks' inanç kütlelerine bir sığınak olması bakımından, gerekse en bilinen örneklerini Duzgı, Tujik ve Munzur dağlannda gördüğümüz kadarıyla dağlar Dersim Aleviliğinin dinsel kaleleri olagelmiştir.
    Kitap Duzgı'dan Munzur'a, Kureş'ten Bamasur'a dek bu gizemli dinin mitolojik karakterlerinin tarihsel arka planına ilişkin önemli bulgular sunmakta, yeni savlar içermektedir. Duzgı ve Munzur Zerdüşti tanrılarından Mithra ile Ahura Mazda'nın birer veli olarak kişileştirilmiş uzantıları mıdırlar? Kureş ve Bamasur gerçek kişiler miydi? Kerametlerinin tarihsel köklerini hangi coğrafya(lar)da aramak gerekir? Xızır Raa Haq inançlarında nasıl bir role sahiptir ve hangi mitolojik figürün bir dönüşümüdür? Ağuçan adı sanıldığı gibi Türkçe ağu içen'den mi gelmektedir?
    Dersim Alevi Kürt Mitolojisi bu gibi sorulara yalnızca yanıtlar bulmayı değil, aynı zamanda yeni sorularla konunun kapsamım genişletmeyi amaçlayarak, esrarını hâlâ büyük ölçüde koruyan bu coğrafyanın dağlarla vücut bulmuş dini hakkında yeni araştırmalara bir zemin oluşturacak gibi görünmektedir.
    bu gibi sorulara yalnızca yanıtlar bulmayı değil, aynı zamanda yeni sorularla konunun kapsamım genişletmeyi amaçlayarak, esrarını hâlâ büyük ölçüde koruyan bu coğrafyanın dağlarla vücut bulmuş dini hakkında yeni araştırmalara bir zemin oluşturacak gibi görünmektedir.
    bu gibi sorulara yalnızca yanıtlar bulmayı değil, aynı zamanda yeni sorularla konunun kapsamım genişletmeyi amaçlayarak, esrarını hâlâ büyük ölçüde koruyan bu coğrafyanın dağlarla vücut bulmuş dini hakkında yeni araştırmalara bir zemin oluşturacak gibi görünmektedir.

    Yayınevi'nın notu;
    Yazar tarafından önsöz içinde yer alması gereken Raa Haq ile ilgili açıklama, yoğun çalışma temposu içerisinde önsöze bırakılması unutulmuştur. Bundan dolayı yazardan özür dilerken, yazarın açıklamasının kitap reklamı altına bırakılmasını, gelebilecek haklı eleştirilere cevap olması açısından zorunlu görmekteyiz


    Yazarın önsöze girmesini istediği kısa açıklama şöyledir:
    …Yörede Raa Haq –ki bu adlandirmanin Rayê Heq, Raya Haq gibi farklı
    türevlerine rastlanmaktadır-Burada Raa Haq, Raya Haq, Raya Heq içinden ‘Raa Haq' terimini tercih etmemin nedeni, şimdiden yaygınlık kazanmış emic bir adlandırma olması ve bu adlandırmanın herhangi bir standartının mevcut olmayışıdır; yani, bu ifade yörenin farklı yerlerinde farklı ifade edilebilmektedir…



    KOÇGİRİ HALK HAREKETİ
    KOMAL YAYINLARI/ Kollektif Inceleme
    Osmanlılar başeğdiremedikleri Kürt beylerine "yerel özerklik" vererek,birbirlerini boğazlaya boğazlaya, imparatorluk bünyesinde uydulaştırmaya çabalamışlardı. Ve bu uygulamaları kısmen başarı ile sonuçlanmıştı.
    Cumhuriyet hükümetleri de "Milli Yönetime" yönelen Millici ve Demokrat unsurları ezip sindirdikten sonra, emperyalist dünya sistemi içinde işbirlikçi Türk Burjuvazisinin kontrolü altında ve o'nun uydusu olarak varlıklarını sürdürmelerine ve gelişmelerine imkan sağlandı.
    1880'ler de Osmanlılara ecel terleri döktüren Ubeydullah Nehri'nin oğlu Seyit Abdulkadir, Osmanlılara Şûrayı Devlet Reisi olacaktır.
    Bunun gibi meşhur "Hozat Muhtirası"nı Dersim Mutassarıfına verince "bu muhtıraya 24 saat içinde cevap getiremezsen gözlerini oyarım"diyen Meço Ağa Koçgiri tenkilini "Muvafık gören İlk Meclisin üyeleri arasında "Kürdistan Mebusu"olarak yer alacaktır.Bugün bu uygulamaların uzantılarına "Doğulu M illetvekilleri' 'deniliyor.
    O günlerden bu yana Millet Meclislerini "Şereflendirenler", bir toplum adına halkın katliamı için, sömürü ve baskı altında tutulması için alınan bütün kararlara katılmışlar. Merkezi otoritenin asimilasyon ve jenosit politikası için birer tampon görevi  görmüşlerdir, gördürülmüşlerdir. Koçgiri, bu "Meclis Şereflendirmelerini" hıyanet ve jurnal örneklerini belgelemektedir. Uydu bir varlıklar takımının nasıl ortaya çıkarıldıklarını açıkça anlatmaktadır..

    WEŞANXANA KOMAL:


    KOMAL / ÇAPKIRIN-WEŞANDIN-BELAVKIRIN

    Tekîlî û navnîşan:
    Komal Bas.Yay.Dağ.Ltd.Şti.
    Katip Mustafa Çelebi Mah .Hasnun Galip Sk.
    Uğur apt. No:25 K.2 D.4 Beyoğlu / İST.

    Tlf:  0090 -  0212 243 83 97
    Fax: 0090 - 0212 244 24 83










    Mafê Copyright © ya Rizgari Hemû mafên bikaranînê parastî ne.

    Dema hatî weşandin: 2006-04-01 (15874 car hatiye xwandin)

    [ Vegere paş ]
    Content ©

    Access Denied